Distopik Gelecek

Boğaz Suyu Çekilirse

3 Dakikalık Okuma

İstanbul Boğazı'ndaki trilyonlarca litre su aniden buharlaşsaydı... Kız Kulesi artık suyun değil...

Deniz Olmayan Sabah

Uyanıyorsun.

Pencereyi açtığında ilk fark ettiğin şey sesin eksikliği oluyor.

Normalde Boğaz’dan gelen o hafif dalga uğultusu yok. Martılar bağırmıyor. Uzak bir gemi motorunun titreşimi yok.

Şehir yaşıyor ama bir şeyi kaybetmiş gibi.

Balkona çıkıyorsun.

Ve görüyorsun.

Deniz yok.

Gözlerinin alıştığı mavi yüzey yerinde değil. Yerinde koyu, çatlamış, pürüzlü bir boşluk var.

Aşağı İniş

Sokağa çıktığında herkes aynı yöne yürüyor.

Kimse bağırmıyor.

Kimse panik yapmıyor.

Sanki biri şehrin sesini kısmış.

Kıyıya vardığında, normalde suyun başladığı yerde çamur başlıyor.

Ayakkabın ilk adımda hafifçe batıyor.

Bir adım daha.

Biraz daha derine.

Geri çekiyorsun.

Çamur bırakmak istemiyor.

Kız Kulesi

Kız Kulesi artık suyun ortasında değil.

Çatlamış toprağın üzerinde yalnız ve anlamsız duruyor.

İnsanlar kuleye yürümeye çalışıyor.

Normalde tekneyle gidilen yere şimdi yürüyerek ulaşılabileceği fikri garip bir heyecan yaratıyor.

Sen de düşünüyorsun.

Gidebilir misin?

Gerçekten yürüyebilir misin?

Zemin

Biraz daha ilerliyorsun.

Çamurun rengi değişiyor.

Yüzeyde kurumuş gibi görünen yerin altında daha koyu, daha ıslak bir tabaka var.

Adım attığında hafif bir titreşim hissediyorsun.

Rüzgar yok.

Deprem yok.

Ama zeminin altında bir hareket varmış gibi.

Duruyorsun.

Etrafındaki insanlar da durmuş.

Herkes aşağı bakıyor.

Koku

Hava ağırlaşıyor.

Burnuna çürümüş yosun, tuz ve gaz kokusu doluyor.

Nefes almak zorlaşıyor.

Genzin kuruyor.

Bir an için bunun sadece açığa çıkan dip tortusu olduğunu düşünüyorsun.

Sonra çamurun bazı yerlerinde kabarcıklar oluştuğunu görüyorsun.

Küçük patlamalar.

Balçığın altında sıkışmış bir şey serbest kalıyormuş gibi.

Yürüyüş

Asya’dan Avrupa’ya yürümeye karar veren bir grup var.

Onları izliyorsun.

İlk birkaç metre kolay.

Sonra birinin ayağı dizine kadar gömülüyor.

İki kişi onu çekiyor.

Çamur bırakmak istemiyor.

Bir an için adamın altından bir şeyin kıpırdadığını görüyorsun.

Belki ışık oyunudur.

Belki değildir.

Köprüden Bakış

Köprüye çıkıyorsun.

Aşağı bakıyorsun.

Normalde mavi olan o geniş alan şimdi koyu bir yarık gibi.

Derinliğini tahmin edemiyorsun.

Yüzey hareketsiz değil.

Yavaş, neredeyse görünmez bir akış var.

Suyun akışı değil.

Daha ağır bir şey.

Gerçekleşen Düşünce

O an kafana şu geliyor:

Su geri gelmeyebilir.

Bu bir çekilme değilse?

Bu bir boşluk açılmasıysa?

Deniz bir şeyin üzerini örtüyorsa?

Ve o örtü kalktıysa?

Son Karar

Köprüden aşağı bakmaya devam ediyorsun.

Çamurun altında uzun, koyu bir şekil yavaşça yer değiştiriyor.

Gözünü kırpıyorsun.

Hâlâ orada.

Bu kez emin oluyorsun.

Bu sadece kurumuş bir deniz değil.

Bu açılmış bir alan.

Ve sen iki seçenek arasında kalmışsın:

Şehri terk etmek.

Ya da aşağı inip neyin açığa çıktığını görmek.

Sıradaki Hikaye

Yüzündeki Gizli Misafirler